Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı Değerlendirmesinde Veriler, Deneyimler, Planlar

Ayşegül Özbek 14 Ocak 2019 Türkçe
Facebook Twitter

Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi ve Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ev sahipliğindeki toplantıda veriler, saha deneyimleri ve önümüzdeki dönem planları paylaşıldı.

Çeşitli sivil toplum kuruluşu ve kurumların temsilcileri Türkiye’de Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı 2018 Değerlendirme Buluşması’nda bir araya geldi.

2018 yılı “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı” olarak ilan edilmiş ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda çok taraflı bir katılımla çocuk işçilerle mücadele ulusal programı (2017 – 2023) çıkarılmıştı.

Bu kapsamda önceki gün İstanbul Bilgi Üniversitesi Çocuk Çalışmaları Birimi ve Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi ev sahipliğindeki toplantıda veriler, saha deneyimleri ve önümüzdeki dönem planları paylaşıldı.

Çocuk Çalışmaları Birimi’nden Gözde Durmuş ve Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Pınar Uyan Semerci‘nin Türkiye’de Çocuk İşçiliği ile Mücadele Çerçeve Sunumuyla başlayan oturum tüm gün devam etti.

Dedeoğlu: Kız çocukları en kırılgan grup

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Saniye Dedeoğlu, yaptıkları saha araştırmaları neticesinde tarım işçiliğinin babadan-oğula, kuşaktan kuşağa devredilen bir durum olmadığını gözlemlediklerini belirtti:

“Bu aslında kriz durumuyla ailelerin baş etme çabası. Bunu ‘yoksulluk nöbeti’ olarak adlandırmıştık. Çocuk emeği talebine baktığımda ise kurumsal pratiklerin olduğunu düşünüyorum. Bunların en önemlisi çocuk kavramı. Tarım işçileri ve ailelerine ‘Tarlada çocuk işçi var mı?’ diye sorduğumuzda ‘Hayır, bizde çocuk işçi olmaz’ deniyor. Sonradan anladık ki bizim çocuk dediğimize onlar çocuk demiyor. Çocuk daha çok bebeklere referansla kullanılan bir tanım.”

Kız çocuklarının en kırılgan grup olarak tanımlayan Dedeoğlu, “Aslında en kırılgan olmaları, emeklerinin ve bedenlerinin en kolay kontrol edilebilecek grup olmalarından kaynaklanıyor. Tarımda kız çocuklarına daha dikkatli bakmamız lazım” dedi.

Çocuk emeğinin sektör için içkin bir şey olduğuna değinen Dedeoğlu, “Çocuğu çektiğinizde sektörü yok ediyorsunuz aslında” yorumunda bulundu.

Karabıyık: Sivil izleme modeli geliştireceğiz

Kalkınma Atölyesi’nden Ertan Karabıyık ise 2019 hedeflerinden söz etti. Çok aktörlü bir masanın etrafına oturulmadığı sürece bu sorunun azaltılması ve çözülmesinin mümkün olmadığının altını çizdi:

“Kalkınma Atölyesi olarak araştırma işlerini azaltmaya karar verdik. Yeni şeyler yapmak istiyoruz. Sivil izleme modeli geliştirmek, tasarlamak ve bunun ilkini yapmak istiyoruz.

“Hem kamuyu hem de meslek ve STK’leri yerel düzeyde güçlendirmeye yönelik bazı çalışmalar yapacağız.

“Tarım aracılarının meslek standart ve yeterliliklerini çalışmak istiyoruz. Ormancılık ve hayvancılık sektöründe çocuk işçiliği çalışmak istiyoruz.

“Orta Doğu’ya açılmak amacındayız. Ürdün, Lübnan ve Suriye’de bağlantılarımız başladı. Dom çocuklar ve eğitimi üzerine çalışmalar yapmak istiyoruz.”

Karataş: Eski ama eskimemiş bir mesele

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Kasım Karataş çocuk işçiliğini, “Eski ama eskimemiş bir mesele” olarak tanımlayarak şöyle devam etti:

“Bütüncül bir çocuk koruma programımızın olmadığını ve bu olmadıkça da aslında bütün bu çalışmaların bizi çok da fazla bir yere götürmeyeceğini söyleyebilirim.

“Meselinin çok sektörlü ve çok disiplinli bir mesele olduğunu vurguladık. O zaman çalışmalara da çok sektörlü ve disiplinli bir çerçevede bakmamız gerekir.”

Akyüz: Öğretmenler kritik öneme sahip

Eğitim Reformu Girişimi’nden Burcu Meltem Arık Akyüz ise geçen yıl yapılan ve bu yıl yayınlanan raporlarına dair veriler paylaştı.

“Biliyoruz ki araştırmalar öğretmenin çocukların eğitime katılımında, eğitime devamında çok kritik öneme sahip. Öğretmen politikalarını yakından izliyoruz.
“Pisa’nın karşılaştırma raporuna göre okula aidiyet hissi en düşük ülke Türkiye çıktı. Türkiye’deki çocuklar okuldan mutsuzlar. Ayrımcılık ve ötekileştirme yüksek. Gençlerin yüzde 80’i farklı gruplardan kişilerle ilişki kurmaya olumsuz bakıyor.”

ILO: Dünyada 152 milyon çocuk işçi var

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nden Ceren Ababay Tosyalı ise ILO verilerine göre dünyada 152 milyon çocuk işçi olduğuna değinerek bu çocukların 73 milyonunun tehlikeli işlerde çalıştığını belirtti:

“Buradaki olumlu taraf, düşüş olduğunu görüyoruz. Ama bu şekilde düşüş olursa eğer 2025 hedefine baktığımızda da hâlâ 121 milyon çocuk işçi olacağı öngörüsü var.

“Bu yıl ILO’nun 100. kuruluş yılı. Bu, çocuk işçiliğinin kamuoyu yaratma bakımından önemli bir fırsat.

“Hedeflerden bir tanesi de yine çocuk işçiliğinin bütün biçimleriyle 2025 yılına kadar ortadan kaldırılmasını içeriyor.

“9 bakanlığın, 7 sosyal taraf temsilcisinin ve ILO’nun da altına imza attığı çocuk işçiliğiyle mücadele bildirisi  çıktı ortaya. Çok taraflılığın sağlanması için çok önemli bir adım. İş birliği, eğitime erişimin sağlanması, sosyal korumanın yaygınlaştırılması gibi önemli maddelerin altına imza atmış oldular.

“2023’e kadar konulan bir eylem planı var ve bunun uygulanması için bir başlangıç aslında bu. Önümüzdeki süreç bizi adım adım bu hedefleri gerçekleştirmeye götüren bir süreç olmalı.”

UNICEF’ten Emre Üçkardeşler ise TÜİK’in çocuk işçiliği verilerini 2019 yılında beklediklerini belirterek konuyla ilgili daha detaylı resmi görem şansının olacağının söyledi:

“Farklı sektör ve dinamekleri ve farklı nöbetleşen grupları olan bir mesele çocuk işçiliği. Mesleki eğitim ve çıraklık eğitimi 2017’den bu yana gündemimizde. Çocuğu dinlemek hatta bundan da öte söz sahıbi olması için çalışıyoruz.” (AÖ)