Covid-19 nedeniyle 150 milyon çocuk daha yoksullaştı

Facebook Twitter

UNICEF ve Save the Children tarafından bugün yayınlanan analize göre, çok boyutlu yoksulluk içinde yaşayan çocuk sayısı koronavirüs salgını nedeniyle yaklaşık 1,2 milyara yükseldi.

Bu yılın başında salgının ortaya çıkmasıyla birlikte, düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde mahrumiyet yaşayan çocuk sayısında yüzde 15 artış yaşanarak, yoksul çocuk sayısına 150 milyon çocuk daha eklendi.

Çok boyutlu yoksulluk analizi 70’ten fazla ülkede eğitim, sağlık, barınma, beslenme, temizlik ve suya erişime ilişkin verilere dayanıyor. Yapılan çalışmada, çocukların yaklaşık yüzde 45’inin salgından önce analiz edilen ülkelerde bu hayati ihtiyaçların en az birinden ciddi derecede mahrum olduğu vurgulanıyor.

Analiz halihazırda olumsuz bir tablo çizerken, UNICEF önümüzdeki aylarda durumun daha da kötüye gideceği konusunda uyarıda bulunuyor. Save the Children ve UNICEF bu değişen durumu izlemeye ve bununla mücadele etmek üzere devletler ve sivil toplum ile birlikte hareket etmeye devam edeceğinin altını çiziyor.

Çok sektörlü politikalar

Rapor, çocuk yoksulluğunun parasal göstergelerden daha fazlasını kapsadığını belirtiyor. Hane geliri gibi parasal yoksulluk ölçütleri önemli olmasına rağmen, bu ölçütler yoksul çocukların içinde bulunduğu kötü duruma dair yalnızca kısmi bir fikir veriyor. Çocuk yoksulluğunu tüm boyutlarıyla anlayabilmek için, tüm muhtemel mahrumiyet alanlarının doğrudan analiz edilmesi gerekiyor.

Rapor; çok boyutlu yoksulluğu ortadan kaldırmak için sağlık, eğitim, beslenme, su, temizlik ve barınmaya ilişkin mahrumiyetleri gidermeye yönelik çok sektörlü politikaların uygulanması gerekliliğinin de altını çiziyor.

Aile dostu politikalar da gerekli

Rapora göre, aileleri desteklemeye yönelik sosyal koruma programları, kapsayıcı mali politikalar, sosyal hizmetler alanında yatırımlar, istihdam ve emek piyasası müdahaleleri; çocukları yoksulluktan kurtarmak ve daha fazla zarar görmelerinin önüne geçmek için büyük önem taşıyor.

Nitelikli sağlık hizmetlerine erişimin genişletilmesinin ve çocukların eğitime uzaktan devam edebilmeleri için ihtiyaç duydukları araç ve teknolojinin sağlanmasının yanı sıra, ücretli izin ve çocuk bakımı gibi aile dostu politikalara yatırım yapılması da bu kapsama giriyor.

Yoksulluk içindeki çocuk sayısında artış

Rapor, yoksulluk içindeki çocuk sayısının eskiye kıyasla artmış olmasının yanı sıra, en yoksul durumdaki çocukların daha da yoksullaştığını ortaya koyuyor. Bazı çocuklar bir veya birden fazla mahrumiyet yaşarken, diğerleri hiçbir mahrumiyet yaşamıyor.

Bu nedenle, çocukların ne kadar yoksul olduğunu değerlendirmek için çocuk başına yaşanan ortalama mahrumiyet sayısı kullanılabilir. Salgından önce, çocuk başına yaşanan ciddi düzeyli mahrumiyet sayısı ortalama 0,7’ydi. Şimdi ise bu rakamın yüzde 15 artarak 0,85’e yükseldiği tahmin ediliyor.

Ashing: Bir neslin mağdur olmasına izin veremeyiz

Save the Children Genel Direktörü Inger Ashing, rapora ilişkin değerlendirmelerinde şunları söylüyor:

“Bu salgın, tarihteki en büyük küresel eğitim krizine yol açtı ve yoksulluğun artması en savunmasız durumdaki çocuklar ve ailelerinin kaybı telafi etmesini çok daha zor hale getirecek.

“Eğitime devam edemeyen çocukların çocuk işçiliğine veya erken evliliğe zorlanma riski ve dolayısıyla da yıllar boyunca yoksulluk döngüsünde sıkışıp kalma ihtimali daha yüksek oluyor. Bir neslin bu salgından mağdur olmasına izin veremeyiz. Hükümetler ve uluslararası toplum, salgının olumsuz etkilerini hafifletmek için adım atmalı.”

Fore: Krizin sonunda değil başındayız

UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore ise koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla uygulanan sokağa çıkma kısıtlamalarının, milyonlarca çocuğu daha büyük bir yoksulluğa sürüklediğine dikkat çekiyor:

“Daha fazla çocuğun okul, ilaç, gıda, su ve barınma gibi temel yaşam ihtiyaçlarından mahrum kalmasını önlemek için hemen şimdi harekete geçmeliyiz.

“Devletler en dışlanmış çocuklara ve ailelerine öncelik vererek, nakit destekleri ve çocuk yardımları, uzaktan eğitim fırsatları, sağlık hizmetleri ve okulda beslenme desteği gibi sosyal koruma sistemlerini hızla genişletmelidir. Bu hayati yatırımların şimdi yapılması, ülkelerin gelecekteki şoklara karşı hazırlıklı olmasını sağlayacaktır.”

“Yoksulluktan kurtulmanın eşiğindeki aileler tekrar önceki hallerine dönerken, diğerleri daha önce hiç görmedikleri bir mahrumiyet yaşıyor. Durumun daha da endişe veren kısmı ise, şu an krizin sonunda değil başında olmamız.”