ERG UZUN HİKÂYE YAZI DİZİSİ: Başarı Hikâyesinin Başka Türlüsü

Eğitim Reformu Girişimi Umay Aktaş Salman Ağustos 2019 Türkçe
Facebook Twitter

egitimreformugirisimi.org Eğitim Reformu Girişimi ERG Araştırmacısı

Eğitim Reformu Girişimi (ERG)’nin “Uzun Hikâye” yazı dizisinin “Değirmenlere Karşı Bir Başarı Hikâyesi” başlıklı son bölümü yayınlandı.

ERG Araştırmacısı Umay Aktaş Salman, ders notları, testler, ölçme ve değerlendirmeye indirgenen başarı hikâyelerinin aksine farklı başarılara imza atan gençlerle görüştü. “Değirmenlere Karşı Bir Başarı Hikâyesi”, var olan testler, ders notları yaklaşımındaki sorunları, çocuklar üzerinde yarattığı olumsuzlukları gözler önüne seriyor.

“Sınav çok da önemli değil.”

“Tek amacım not değil, kendimi geliştirmek istiyorum.”

“Sınavdan 45 aldım ama derste çok iyi öğrendim.”…

“Bu sözler kulağımıza hiç tanıdık gelmiyor değil mi?” diye soruyor Aktaş-Salman yazısında.

“Başarıyı yaşama taşıyan gençlerin hikâyesi”

“Başarı anlayışının, ölçme ve değerlendirmenin yalnızca ders notlarına, sınav puanına indirgendiği eğitim sisteminde daha aşina olduğumuz sözler; ‘Haftanın 50-60 saatini okulda geçirdim’, ‘Sınava hazırlanırken günde 400 soru çözdüm’, ‘Sınavda başarılı olmak için sosyal hayatımdan fedakarlık ettim…'”

Umay Aktaş Salman “Uzun Hikâye”nin bu son bölümünde “başarı” ve öğrenmeyi eğitim sisteminin sınırladığı halinden öteye, yaşama taşıyan gençlerin hikâyesini anlatıyor.

“Bu hikâye aynı zamanda; çoğunlukla sınavdan alınan puanı başarı ölçüsü sayan, çocukların ilgi ve yeteneklerini dikkate almayan ölçme ve değerlendirme yaklaşımının yarattığı tahribatın hikâyesi.”

Aktaş Salman’ın görüştüğü çocuklardan biri Sera Çamaş. İstanbul’da bir özel okula gidiyor. Lise ikinci sınıf öğrencisi. Okul yaşamının yanı sıra sekiz yıldır da konservatuvarda piyano eğitimi alıyor. Piyanonun dışında beş enstrüman daha çalıyor. Ebru ve seramik yapıyor. Altı aydır da köy okullarına gidip çocukları müzikle tanıştırdığı bir proje yürütüyor.

“Tek amacın yüksek not olursa iyi bir başarı yakalayamıyorsun”

Başarının derslerden ve yerleştirme sınavlarından ibaret olmadığı düşüncesini okulda hayata geçirmenin kolay olmadığını söyleyen Camaş şunları söylüyor:

“Hem okulda hem de sosyal çevremde şu sözleri sık sık duyuyorum; ‘Piyano derslerinden daha mı önemli?’ ‘Böyle boş işlerle uğraşıyorsun derslerini aksatıyorsun’, ‘Sınavlara daha çok çalışabileceğin halde neden bunları yapıyorsun?’ ‘Niye konservatuvara gidiyorsun, etüte kal.’ Öğretmenler ve öğrenciler için not çok önemli. Bunun sebeplerinden biri de ailelerin yüksek not baskısı. Öğrenci ailesine iyi bir not götürmek için çalışıyor. Öğretmenler de öğrenciyi sadece notun yüksekliğine göre değerlendirdiği için not çok önemli bir şey haline geliyor. Hiçbir sınava stresli girdiğimi hatırlamıyorum. Arkadaşlarım sınavlara büyük bir kaygıyla giriyorlar. Yüksek puan alıp çıkıyorum çünkü rahatım. Rahatım çünkü tek amacım not değil. Tek amacın yüksek not olursa iyi bir başarı yakalayamıyorsun. Asıl amacım kendimi geliştirmek. Not birkaç sene sonra yok. Kendimi geliştirmenin notun yüksekliğinden daha önemli olduğunu düşünüyorum.”

Duvar dibinden TEGV yöneticiliğine

Bir diğer hikaye de Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) Şanlıurfa Eğitim Parkı Yöneticisi Hayrullah Taş’a odaklanıyor.

“Kendi deyişiyle, 4. sınıftan itibaren öğretmenlerin “başarısız” gördüğü ve pek ilgilenmediği öğrencilerin olduğu sınıfın duvar tarafındaki kümesinde oturdu. Cam kenarındaki kümede oturanlar “çalışkan”, orta küme “ortalama” öğrencilerden oluşuyordu. Taş bugün 30 yaşında, bazı öğretmenlerinin deyişiyle kendinden beklenmeyeni yaptı. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda (TEGV) binlerce çocuğa eğitim desteği veren bir lider oldu.”

“Değirmenlere Karşı Bir Başarı Hikâyesi”nin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.