Çocuk cinsel istismarıyla ilgili doğru bilinen yanlışlar

Facebook Twitter

Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan / csgorselarsiv.org

Çocuk cinsel istismarı nedir? Ne sıklıkta görülür? Yalnız kız çocukları mı istismara maruz kalır? İstismarcılar yabancı kişiler midir?

Çocuk cinsel istismarıyla ilgili yanlış inanışlar, erken müdahale ve değerlendirme ilkeleri, koruma ile ilgili bilgileri Türkiye Psikiyatri Derneği‘nden Prof. Dr. Şahika Yüksel ve Dr. Suzan Saner derledi.

Saner şu noktalara dikkati çekiyor:

Çocuk cinsel istismarı, çocuk haklarının ağır bir ihlalidir ve dünyanın bütün ülkelerinde görülen küresel bir gerçekliktir. Bütün sosyal, ekonomik ve yaş gruplarında; evde, okulda, sokakta, tarlada, camide, hastanede ve diğer kurumlarda; her yerde olabilir. İstismarcıların çoğu sıklıkla yabancılar değil, çocuğun tanıdığı ve güvendiği erişkin ve genellikle erkek yakınlarıdır.

İstismar yaşayan çocuklar sık sık yeniden istismar edilecekleri ve ebeveynlerinin terk edeceği duygusunu yaşar. Çocuklar suçluluk ve korku nedeniyle tekrar tekrar istismara maruz kalabilir.

Yalnızca onda biri bildiriliyor

“Kız ve erkek çocuklarına karşı cinsel şiddetin gerçek boyutları, ancak buzdağının görünen yüzü kadar bilinmektedir. Çocuk cinsel istismarıyla ilgili güvenilir verilerin toplanması, istismarın farklı yasal tanımları ve belgeleme sorunları nedeniyle oldukça güçtür. Neredeyse her dört çocuktan biri cinsel istismar yaşamaktadır. Olguların yalnızca onda birinin bildirildiği tahmin edilmektedir.”

“Dünyada çocuk cinsel istismarının yaygınlığıyla ilgili çalışmalarda cinsel istismara maruz kalan çocuk ve ergenlerin %71’i kız, %29’u erkektir. Olguların yaklaşık yarısında yineleyici cinsel istismar vardır. Yaşamları boyunca en az bir kez cinsel saldırıya maruz kalan ergenlerin oranını %21 olarak bildirilmiştir. Cinsel istismarın yaklaşık % 20-25’ini ensest olguları oluşturmaktadır.”

Psikiyatri Uzmanı Dr. Sibel Koçbıyık ise çocuk cinsel istismarıyla ilgili doğru bilinen yanlışları derledi:

1- Çocuklarda cinsel istismar nadir görülen bir durumdur.
İstismarın neden olduğu utanç, suçluluk gibi tepkilerden dolayı cinsel istismar çoğu kez gizlenmekte, aile içinde sır olarak saklanmaktadır. Bu nedenle gerçek istatistiksel verilere ulaşmak zordur. Dünya sağlık örgütü verilerine göre kadınların % 15-20, erkeklerin % 5- 10’u hayatının bir döneminde cinsel istismara uğramaktadır.

2- Sadece kız çocukları risk altındadır.
Yapılan araştırmalarda, cinsel istismara uğrama sıklığının cinsiyetlere göre oranı; her 5 kız çocuktan ve her 10 erkek çocuktan biri olarak bildirilmektedir. Kızlara göre erkeklerde saptanan düşük oranlar nedeniyle, erkek çocuk cinsel istismarının nadir olup olmadığı tartışılmaktadır. Ağır basan görüşlerden biri; yardım aramanın erkekliğe yakışmayacak bir davranış olduğu, ömür boyu damgalanacakları homoseksüel olarak değerlendirilme korkuları nedeniyle erkek çocuk ve aileleri yaşadıkları deneyimleri anlatmakta daha isteksizdir.

3- Sıklıkla düşük gelirli ailelerde yaşanır.
Alt sosyoekonomik gruplarda, yani yoksul ailede yetişen çocuklarda fiziksel ve psikolojik istismar ile çocuk ihmalinin daha sık olduğu pek çok araştırmada gösterilmiştir. Klinik değerlendirmeye gelen cinsel istismar olgularının bir kısmında sosyoekonomik düzey düşüktür; ancak bu diğer istismar türleri ile kıyaslandığında daha az belirgindir. Unutulmamalıdır ki cinsel istismar, her türlü sosyoekonomik, sosyokültürel düzeyde gözlenebilir.

4- İstismarcılar, dışarıdan fark edilebilen anormal davranışları olan yabancı kişilerdir.
Cinsel istismar ve tecavüz konusunda son 50 yıldır yapılan araştırmalar istismarcının çoğunlukla erkek, çekirdek aile, geniş aile, yakın çevre ya da eğitim kurumlarından; çocuğun, hatta ailenin de tanıdığı biri olduğunu göstermektedir. Cinsel istismar ve tecavüzü yapan kişiler evli, çocuklu, meslek sahibi kişiler olduğunda tespit edilmesi ve ortaya çıkması daha zor olmaktadır.

5- Parklar, umumi tuvaletler, ıssız sokaklar, karanlık yerler, boş inşaat sahaları cinsel istismarın gerçekleşebileceği tehlikeli bölgelerdir.
Cinsel istismar her ortamda olabilir. Özellikle yakınlar tarafından olduğunda sıklıkla sokakta, arazilerde değil; çocuğun bildiği, güvende hissettiği mekanlarda gerçekleşir. Olayın olduğu yer genellikle ev, okul gibi çocuğun içinde bulunduğu yakın çevresidir.

6- Çocuk sesini çıkarmadıysa rızası vardır.
Çocuk istismarında çocuğun rızası diye bir kavram yoktur, çocuğun kendinden yaşça büyük birinin isteklerlerini sessiz kalarak yerine getirmesi, bunu kabul ettiği anlamına gelmez. İstemediği söz ve davranışlara itiraz etmemesi, rıza göstergesi değil, her anlamda gücünün yetmemesi ile ilişkidir.

Ayrıca, çocuklar durumun ciddiyetini anlamlandıramadıkları için, küçük hediyeler, ödüller verilerek kandırılabilir. Çocuk ödülü kabul ettiği için istismarcı tarafından ailesine söyleme tehdidiyle korkutulabilir ve bu şekilde istismar sürdürülebilir.

7- Çocuklara uslu, akıllı, açıkgöz olmalarını söyleyip, sık sık uyarırsak onları tehlikelerden korumuş oluruz.
Çocukları korumanın bilinen en etkili yolu, onlara cinsel istismarla ilgili bilgilendirme eğitimi vermektir. Pek çok ebeveyn cinsellikle ilgili konuşurken zorlanır. Konuşma içeriği sadece akıllı, uslu olmalarını, ıssız yerlerde dolaşmamalarını tembihlemekle sınırlı kalırsa, bu nasihat bilgilendirme yerine geçmez, çocuğunuzu korumuş, onu cinsel istismarla yeterince bilgilendirmiş olmazsınız.

8- Çocuklar olan biteni çabuk unuturlar. Akıllı, olgun çocuklar bu deneyimi kolay atlatırlar.
Cinsel istismar, çocuğun ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından ciddi derecede zarar vericidir. Çocuğun özgüvenini, cinselliğini, ilişkilerini, tüm hayatını etkileyebilecek ağır bir yüke dönüşebilir.